Yapmadan dönmeyin

Sen de Denesene : Kaş Aktivite Günlüğü

Yayın Tarihi: Ortalama okuma süresi: 9 dk, 14 sn

Tatil deyince insanın aklına ilk önce yaz ve sonra da deniz geliyor. İster istemez artık sonbaharı iyice hissetmeye başladığımız; ayrılmak üzere olduğumuz, pastırma da olsa içimizi ısıtan bu son yaz günleri hiç bitmesin istiyoruz.

Suyun dinlendirici hatta arındırıcı bir gücü var. Hele ki deniz suyunun. Sonuçta denize girdiğimizde doğaya ait bir enerjinin içinde olduğumuz için evrenle uyumlanıyoruz. Bu da ruhumuza çok iyi geliyor. Fakat söz konusu Kaş olunca, her zaman denizden çok daha fazlası var. Burası öyle bir yer ki; huzur ve heyecan bir arada. En azından benim için hep öyle oldu.

Kaş’ın Bitmek Bilmez Enerjisi

Oldum olası Kaş’ın enerjisi beni kışkırtır. Doğma büyüme İstanbullu olmama rağmen, çocukluğumdan beri buranın hayatımın içinde yer alan garip bir tılsımı var. İlk aşkımı 16 yaşında Kaş’ta yaşamış olmam bile bence yeterince sihir katıyor meseleye bu anlamda. 🙂

Tam 6 yıldır ise yaşadığım yer oldu. Acısıyla tatlısıyla dolu dolu yıllar geçirdiğimi söyleyebilirim. Buraya yerleştiğim sene, bir arkadaşımın beni iteklemesiyle bir turizm acentasının verdiği aktivite rehberliği eğitimine katıldım.

İteklemek kelimesi aslında biraz zayıf kalır. Çünkü kelimelerle bu kadar haşır neşir biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki, eskiden aktivite kelimesini duyunca bile benim üç gün yatasım gelirdi. Özünde öyle çok fazla hareketi seven biri sayılmam. Hatta yavaşlığım karşımdaki insanın kanını kurutabilir. Bir de Kaş’ta aktivite rehberi olacağım öyle mi? Şaka gibi bir fikirdi aslında. Dolayısıyla; “Canım eğitime katıl evde oturacağına, illa bu işi yapmak zorunda da değilsin, sen bir eğitime katıl da hele, hem ne kaybedersin ki?” diye başladı hikâye.

Kaş Aktiviteleri

İlk gün hariç, 10 günlük eğitim boyunca her gün ayrı bir aktivite yaptık. Acayip zorlandığımı ama hayatımın en unutulmaz deneyimlerinden biri olduğunu söyleyebilirim. Herkes en azından bu aktivitelerden birini mutlaka deneyimlemeli. Havalar da artık rahatsız edici sıcaklardan kurtulduğuna göre Kaş’a aktivite için gelmenin tam zamanı diye düşünüyorum.

Sea Kayaking / Deniz Kanosu

Kaş Deniz Kanosu

Bu aktivitenin gerçek adı sea kayak fakat halk arasında daha çok deniz kanosu olarak biliniyor. Öyle sandala binip kürek sallamaya benzemiyor. Her şeyden önce oturma şekli dolayısıyla insan vücudu bu tuhaf pedallı kano parçasıyla bütünleşiyor. Tuhaf diyorum çünkü kano devrildiğinde içinden düşülmesin diye özel sea kayak önlüğünü daha giyerken bile ben kendimi tuhaf hissettim.

Merak etmeyin kano normalde öyle kolay kolay devrilmiyor. Fakat bizimkisi eğitim olduğu için tüm ihtimaller hesaba katılıyordu. Ola ki kano devrildi haliyle her şeyden önce ne yapacağımızı öğrenmemiz gerekiyordu. İlk gün eğitim biterken neredeyse ağlayacak kadar yorulmuştum. Fakat ikinci gün İnceboğaz’dan Kaş’ın en güzel koylarından biri olan Limanağzı’na kanoyla gidip, orada güzel bir yemek yiyip, aynı şekilde Kaş Marina’ya kano ile döndükten sonra aldığım keyif bir başkaydı. Tüm zorlanmalara değdi doğrusu.

Tabi sizin benim gibi bir eğitim almanız gerekmediği için, gözünüz korkmadan deneyebilirsiniz. Hele ki Kekova’da yapılan Sea Kayak gezintisini mutlaka tavsiye ederim. Batık Kent’in içinde bütünleştiğiniz kanonuzla suyun üstünde süzülürken, doğanın ve tarihin size sunduğu bu büyülü atmosferde hissedeceğiniz duyguları unutamayacağınızın garantisini verebilirim.

Trekking

Kaş'ta Trekking

İnsan ömründe bir kez olsun Likya Yolları’nda yürümeli bence. Ancak alışık değilseniz, kısa ve keyifli bir rotayla başlamakta fayda var. Biz eğitim için Phellos – Hacıoğlan arası yürüdük. Daha önce yürümüş olanlar bilirler, Likya yollarını yürürken alışık olduğumuz tabela olmadan sadece doğal taşlar üzerindeki boyaları takip ederek yolunuzu buluyorsunuz. Eğitim öncesinde farklı Likya yollarında yürümüştüm. Dolayısıyla benim için en kolay parkur bu olur diye düşünmüştüm. Fakat uzun süredir yürünmeyen bir güzergâh olduğu için, bir noktada taşlardaki işaretler kesildi ve gideceğimiz yönü bulmak için biraz uğraştık. Haliyle beklediğim kadar kolay geçmedi o gün de.

Genelde trekking yaparken birlikte yürüdüğünüz insanlar 7’den 70’e oluyor. Özellikle yabancılar bu alanda kesinlikle bize göre daha iyiler. Gerçek şu ki bu iş hiç yaşa başa bakmıyor. Bu yürüyüşlerde beni en çok, 70 yaşını aşmış kişilerin dağ tepe tırmanırken hiç ummadığım performansları göstermesi etkilemişti.

Hacıoğlan’a vardığımızda turizm firması bitiş noktamıza kamp ekipmanları getirdi ve o gece Hacıoğlan’da kamp yaptık. Çadır kurmaktan başlayarak kampın tüm aşamalarında bir fiil çalıştık. Ateş yakıp firma yetkilerinin bize getirdiklerini pişirerek karnımızı doyurduk ve o gece ateşin etrafında şarkılar söyledik, şiirler okuduk. O kısımlar gerçekten çok keyifliydi.

Yalnız ne yalan söyleyeyim ben biraz konformist bir insanım. 🙂 Daha önce hiç öyle çadır merakım olmamıştı. İlk kez çadırda kalacağım. Madem çıktım bir yola, meseleye uyum sağlamaya çalışıyorum. Hiç de sızlanmadan ayak uydurdum elimden geldiğince. Ancak bize trekkingde sevimli bir şekilde eşlik eden aynı çadırı paylaştığım köpek Badem’in gazabına uğradım o gece. Badem sağ olsun beni itekleye itekleye uyku tulumumu ele geçirdi ve ben açıkta kaldım. 🙂 Onu yerinden oynatmaya kıyamayınca da sabaha kadar uyuyamadım.

Kanyon

Kaş Kanyon

Sırada kanyon vardı. Kaş’ta bir çok kanyon var. Mevsim olarak en uygunu olduğundan biz Hacıoğlan kanyonunda gerçekleştirecektik aktivitemizi. Zaten bu yüzden bir gece önce bu bölgede kamp yapmıştık. Uykusuz olmama rağmen, yine çok yorulduğum ama oldukça keyif aldığım bir gün geçirdim.

Dalış kıyafetleriyle kayaların üzerinden tırmanarak ilerlemek ve ara ara buz gibi sulara kendini bırakmak… Bazen halatlarla, bir dağcı gibi yüksek yerlerden inmek… Bazense çivileme derin sulara atlamak… Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır denir ya. İşte tam da öyle bir şey. Bütün o bacaklarınızdaki yorgunluğu ve gerginliği, buz gibi sularda rahatlatmanın duygusunu gerçekten nasıl anlatabilirim bilmiyorum şu an çünkü.

Kanyonda ayağınızın kaymayacağı suya dayanıklı ayakkabılar giymeniz gerekiyor. Onun dışında kendinizi tamamen akışa bıraktığınızda yine keyfine doyamayacağınız bir gün geçiriyorsunuz.

High Rope

Kaş'ta High Rope

High Rope yani Yüksek Parkur benim en az zorlandığım ve en çok eğlendiğim bölüm oldu. Garip bir şekilde her gün ayrı bir yorgunluk ekleniyordu fakat benim yorgunluğum artacağına gün geçtikçe daha da güçlendiğimi hissediyordum. Bir de tüm gün süren her bir aktiviteyi bitirdiğimde zorlu bir şey başarmış olmanın mutluluğunu yaşıyordum.

Özel olarak hazırlanmış High Rope, Çukurbağ Köyü’nde Düşler Akademisi’nin içinde bulunuyor. En az zorlandığım dediysem de, yine de bu aktiviteyi hafife almamakta fayda var. Vücudunuzla şekilden şekile girip ağaçların üzerinde cambazlık yapıyorsunuz çünkü. Yalnız zipline’dan kayma kısmı çok eğlenceli. Bir de artık günlerdir aynı zorlu süreçlerden geçtiğimiz için, birlikte eğitim aldığımız arkadaşlarla iyice kaynaşmıştık. Her aktivite giderek daha da güzel anılar ekliyordu hafızalarımıza bu yüzden.

Dağ Bisikleti

Kaş'ta Dağ Bisikleti

İşte bu kısımda ilk kez ben çuvalladım. Ofisin bahçesinde bisikletin lastiğini çıkartıp takmaya varıncaya kadar eğitim aldık önce. İlk bir iki saat dağı tırmanırken arkadaşlarıma en geriden eşlik etmeyi başardıysam da, yokuş aşağı ineceğimiz zaman bizi herhangi bir kaza olursa diye takip eden minibüse binmeyi tercih ettim.

Çocukken bisikletle yokuş aşağı inerken bisikletin frenleri tutmadığından takla attığım için, biraz da kişisel korkularım ayaklanmıştı. Kendimi bu konuda zorlamak istemedim. Bisiklet süren arkadaşlarımı minibüsten izleyerek onlara tezahürat yapmak ve onları videoya çekmek de ayrı bir keyifti aslına bakarsanız. Bir de Uğrar köyünde bir ailenin evinde verdiğimiz yemek molası vardı ki, bizi lezzetli ev yemekleriyle yer sofrasında ağırlamalarının sıcaklığını şu an tekrar hatırlayınca bile içim ısındı.

Dalış

Kaş'ta Dalış

Kaş’a gelip de dalış yapmamak olur mu hiç? En azından bir deneme dalışı mutlaka yapılmalı. Bizimki de zaten deneme dalışıydı. Tamamen bu deneyimi bizzat yaşamamız için eğitime dahil edilmişti. Yoksa dalış rehberliği yapacak değildik. Onun süreçleri çok daha teferruatlıydı sonuçta.

İnsanın sadece kendi nefesini duyarak denizin içinde hissettiği duygular yine tarif edilemeyecek cinsten. Kaş dalış konusunda çok zengin dalış noktalarına sahip. Bir kere dalış keyfini alan zaten her sene bu deneyimi tekrarlamak istiyor.

Yamaç Paraşütü

Kaş'ta Yamaç Paraşütü

Son gün paraşüt yapılması planlanıyordu. Yine sadece deneyim olarak yaşamamız için programa eklenmişti. Fakat hava şartları el vermediğinden bu aktivite son anda iptal edildi. Böylece aslında içinde en çok yapmayı istediğim aktiviteyi yapamadan tüm eğitimi tamamlamış oldum. 🙂 Hala içimde o kısmı ukdedir. Nedense sonradan da bir türlü Yamaç Paraşütü yapamadım ancak hala Kaş’ta yapılacaklar listemde en üst sırada yer alır.

Sonuçta rehber oldum mu?

Hayır olmadım. Sadece yabancı turistlere trekking rehberliği yapan profesyonel bir arkadaşımıza bir hafta asistanlık yaptım. O hafta artık bu aktivite rehberliği işinin kesin olarak benlik bir iş olmadığına karar verdim ve kendimi kitapların arasında geçmesini tercih edeceğim sakin dünyama geri döndürdüm.

Bugün geriye baktığımda iyi ki almışım dediğim bir eğitim oldu. Ben ki gönüllüsü değilken bu aktiviteleri yaptığım için bu kadar mutlu oldum, gönlü olan insanların yaşayacağı mutluluğu düşünemiyorum.

Yazar Hakkında

Didem Elif

Didem Elif

Didem Elif, 1976 İstanbul doğumlu. 1999 yılında grafik alanında çalışmaya başladı. 2002 yılından itibaren yazı ve fotoğrafları çeşitli dergilerde yer aldı. “Aşk Bir Kadın Hastalığıdır” adlı ilk öykü kitabı 2008 yılında Pupa Yayınları’ndan çıktı. Bizim Avrupa’da deneme yazıları, Birgün Gazetesi’nin Kitap Eki’nde kitap eleştirileri, Son Kulis Haber’de köşe yazıları yayınlandı. 2013 yılında Pera Palas’ta sergilenen “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı projenin Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık’tan çıkan kitabına iki yazısıyla destek verdi. 2013 yılından beri Kaş’ta yaşıyor. Kaş ve Ben köşesinde deneme yazıları, Likya Sohbetleri köşesinde yaptığı söyleşiler ve Hala köşesinde yayınlanan öyküleriyle 2017-2019 yılları arasında Sen ve Ben online dergisinde aktif olarak yer aldı. Şu anda serbest olarak grafik, editörlük ve metin yazarlığı işleri yürütüyor. 3 yaşında bir kız çocuğu annesi.

Bu Yazıyı Paylaş

Yorum Yaz

Eposta adresin yayınlanmaz.

Güvenilir Villa ve Daire Kiralama

FidoRento Turizm Seyahat Acentası TÜRSAB A-10797 Belge ile Turizm Bakanlığına bağlıdır.

FidoRento sitesinde yer alan tüm içeriklerin telif hakları saklıdır. İzinsiz olarak basılı veya elektronik bir ortamda kullanılamaz ya da kopyalanamaz. FidoRento sitesini kullanmakla Gizlilik Politikasını kabul etmiş sayılırsın.