Covid-19 olarak da bilinen korona virüsü solunum yolunu ilgilendiren bir hastalığa sebep olduğu ve ciddi sonuçlar doğurduğu için, tüple dalış söz konusu olduğundan; dalınıp dalınmaması, dalınabiliyorsa eğer neler yapılması gerektiği en çok merak edilen konulardan biridir. Hem dışardan görülen turkuaz manzarasıyla hem de su altındaki zenginliğiyle bir su cenneti olan beldemiz Kaş da, Türkiye’nin en önemli dalış noktalarından biridir. Mart ayında Antalya Valiliği turistik gezi ve dalış amaçlı her türlü deniz ulaşımı sağlanan faaliyetlerin durdurulmasına karar vermişti. Bu sebeple Fidorento olarak senin aklındaki tüm sorulara cevap verecek bir yazı hazırlamak istedik.

Kaş’ta Korona Sonrası Dalış Nasıl Olacak?

Önce genel hatlarıyla Covid-19 virüsünün ne olduğunu, nasıl bulaştığını ve sonuçlarını hatırlayalım.

Korona Virüsü

Halk ağzıyla korona olarak bilinen virüs Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından pandemi olarak nitelendirilmiş ve yine aynı örgüt tarafından korona virüsü; COVID-19 olarak tanımlanmıştı. Sonuçları zayıflamış olsa da hala tehdidi devam eden ve öldürücü sonuçlara varabilen bu virüsün bulaştığının en temel belirtileri; ateş, öksürük ve nefes darlığı olarak belirtilmektedir. Kısa sürede tüm dünyada yayılma hızı gösterdiği için Türkiye’nin tüm bölgeleri gibi Kaş’ta da birkaç ay alışık olduğumuz gündelik hayat durdu. Şehirlerdeki tüm dalış merkezleri, herkesin hassas davrandığı evde kalma süreci boyunca kapalı kaldı. Turizm sezonuna geç başladık bu sebeple. Sonuçta daha çok ateşle ve kuru öksürükle ortaya çıkan hastalık hali ileri düzeylere ulaştığında; zatürre, şiddetli solunum yetmezliği hatta ölüm gerçekleşebilmektedir. Dolayısıyla sadece korona virüs bulaşan kişinin değil, dışarıyla temasta olan herkesin, virüs kapma ve / veya bulaştırma ihtimali olduğunu düşünerek maksimum seviyede dikkatli davranması gerekmektedir.

COVID-19 Nasıl Bulaşır?

Biliyoruz artık ezberledin ama yine de hatırlatmakta fayda olduğunu düşünüyoruz. Korona virüsünün en sık bulaşma yolu öksürük. Bunun yanında yüzeylere yapılan temasın ardından elin yüz bölgesine götürülmesi sonucu ağız, göz ya da burun yoluyla virüsün kapılması söz konusu. Korona virüsünün her yüzeyde farklı özellikler gösterdiği belirtilmektedir. Ortam şartlarına ve yüzey özelliğine bağlı olarak bulunduğu yerde 9 güne kadar risk taşımaktadır.

COVID-19 virüsünün riskli olduğu gruplar vardır. Özellikle 65 yaş ve üzerindeki kişileri daha fazla etkilediği gözlenmektedir. Ayrıca kronik hastalığı olanlar da bu riskli grubun içinde yer almaktadır. Yoğun çalışma şartları ve içinde bulundukları ağır virütik mekanlar nedeniyle elbette ki sağlık çalışanları da yüksek risk grubuna girmektedir. En az etkilenen kesimin çocuklar olduğunu bilmek; açıkçası içinden geçtiğimiz sürecin, içimizi rahatlatan en önemli parçası.

COVID-19 hastalığından korunmak için

Korona virüsünün bulaşmasının kolay olduğu kadar, ondan korunmak da aynı derecede aslında.  Temas ettiğimiz zamanların sonrasında en az 20 saniye boyunca sabun ve suyla yıkandığında ellerimizde virüsün barınamadığını artık hepimiz çok iyi biliyoruz. Sabun ve suyun olmadığı zamanlarda, kolonya gibi alkol içeren el dezenfektanları da tüm işimizi görüyor. Aylardır sürekli vurgulandığı gibi eller yıkanmadan ağız, burun ve gözlerle temas edilmemesi çok önemlidir. Öksürme ve hapşırma sırasında ağız, burun tek kullanımlık mendille kapatılmalıdır. Mendil yoksa dirsek içi kullanılmalıdır. Tokalaşma, sarılma gibi yakın temaslardan kaçınılmalıdır. Sosyal mesafe dediğimiz insanlarla aramızda 1,5 metrelik bir mesafe korunmalıdır. Özellikle kapalı alanlarda kalabalık yerlere girilme kaçınılmalıdır. Girmek zorunda kalınıyorsa ağız ve burunu kapatacak şekilde maske takılmalıdır.

Peki Tüple Dalışta Risk Var Mı?

Bildiğin gibi 1 Haziran tarihinden itibaren turizm sektörü açıldı. Kaş’ta ay başından beri yavaş yavaş dalış merkezleri dalmak isteyenleri kabul etmeye başladı. Neredeyse başkalarıyla temas haline gireceğimiz tüm mekanlar için geçerli olduğu gibi, misafirlerin ilk olarak ateşleri ölçülüyor. Bunun yanı sıra teknelerin mevcut kapasitesi yarıya düşürüldü.

Tüple Dalışta Risk Var Mı?

Dalış da tüm sektörler kadar risklidir aslında. Korona söz konusu olduğunda her alanda kişisel tedbir çok önem taşıyor bu yüzden de. Dünya Sağlık Örgütü, Sağlık Bakanlığı ve TSSF tarafından belirlenen bulaşmayı önleyici tüm kural ve uygulamalara tam olarak uyulsa bile, bunların bulaşmayı mutlaka engellemeyeceği önemle belirtilmektedir. Bu sebeple dalışa katılmak isteyenlere dalış merkezi sahipleri bu konuyla ilgili detaylı bilgi vererek form imzalatmaktadır. Hizmet veren tüm merkezler Covid-19 salgınına göre önlemlerini almışlardır.

Sualtı Sporları Federasyonu dalış merkezlerine misafirlerine aktarabilmeleri için alınması gereken tedbirlerle ilgili bir doküman göndermiştir. Sahil Güvenlik ve İçişleri Bakanlığı genelgeleri bulunan bu doküman, dalış merkezlerinin Covid-19’a karşı uyumlanmalarını sağlamıştır.

Dalış Teknesinde Yapılması Gerekenler

Dalış yapmak isteyen misafirler tekneye girerken, ilk başta ayakkabılarının dezenfekte edilmesi gerekmektedir. Ardından ateşleri ölçülerek, el hijyenini sağlamak için ellerine dezenfektan sıkılmaktadır. Dalış öncesinde verilen bilgilendirmenin ardından da dalış gerçekleştirilebilmektedir. Eğer ki dalış yapacağın teknede bu önlemler alınmıyorsa onları baştan uyarabilirsin. Hatta dalışa çıkmadan önce korona virüsü ile ilgili yaklaşımlarını öğrenmende yani aldıkları tedbirleri bilmende ve ona göre onlarla yola çıkmanda fayda var.

Dalış Ekipmanları Nasıl Olmalı?

Aslına bakarsanız başkalarının kullandığı ekipmanları kullanmamak en güzeli olur. Ancak bu her zaman söz konusu olamayabiliyor. Dalgıçın suyun içinde rahat yüzmesini sağlayan şnorkelin maps denilen silikon bir ağızlık kısmı vardır. Nefes alınıp verilen bölgede kullanıldığı için dalış söz konusu olduğunda en önemli tedbir kullanılan maps. Senin için tek kullanımlık maps verildiğinden emin olmalısın. Her ne kadar dalıştan sonra ekipmanların hepsi dezenfekte edilse de, mapsin sadece sana ait olması seni en çok koruyacak tedbir olacaktır. Maliyeti olacağından dolayı bazı dalış merkezleri bundan kaçınabilirler. Korona sürecimiz boyunca öncelikle kendi kendimizden sorumlu olduğumuzu ve tüm tedbirlerin uygulanması için gerektiğinde etrafımızı uyarmayalı atlamayalım. Sonuçta hepimizi etkileyecek sonuçlarla karşılaşmamak için bireysel atacağımız her adım önemli olacaktır.

Kısaca tüm teknelerde ihtiyacın olan dezenfektan malzemeleri, maske ve eldiven bulunmak zorunda. Hijyenik şartlara uyulduğunu düşünsen de tedbirli olmalısın. Teknede o gün dalış yapan kişi sayısı az da olsa, sosyal mesafeyi koruma konusundaki hassasiyeti elden bırakma.

Doğamızı Koruyalım!

Deniz üzerindeki seyirler açısından korona virüs tedbirleri alınınca, su altında ilginç bir şekilde maske ve eldiven kirliliği görülmeye başlandı. İnsanların maske ve eldiven kullandıktan sonra çöp yerine doğaya ya da denize atması bu kirliliğin ana sebebi. Bu sebeple normalleşme sürecine girildiğinde, dalgıçlar ilk olarak su altını temizlik işine giriştiler. Plastik eldivenin doğada kolay yok olmadığını hatırlatalım.

Dalış yapıldığında birbirinden güzel canlılar görülsün istiyorsak, kullanımdan sonra mutlaka maske ve eldivenlerin çöpe atılması konusunda toplumsal bilinci oturtmak zorundayız. O yüzden Fidorento olarak, bu konunun da önemini burada vurgulamak istedik.

Denizin altında güzellikleri keşfedeceğin sağlıklı bol dalışlar diliyoruz…

Son olarak, ağız ve burundan çıkan salgıların denize karıştığını ve denize tuvaletini yapanlar olduğunu unutmamak gerek. İdrar yolu ile virüs bulaşılabildiğinden deniz suyunun riski olabileceğini bilelim. Bu sebeple yüzme ya da dalış esnasında ağız, burun ve gözleri kapatan maskeli dalış şnorkeli kullanmak daha doğru olacaktır.