Tarihin kültürle buluştuğu büyülü bir beldedir Kaş. Fakat sadece bununla kalmaz. Doğal güzellikler ve bitkiler açısından da oldukça zengin bir bölgedir. Kaş’ın bağlı olduğu Antalya ili iklimin ve doğal yapısının etkisiyle Türkiye’nin en verimli topraklarından birine sahiptir. Küçük bir merkezi olmasına rağmen Kaş ilçesine bağlı 55 köy bulunmaktadır. Dolayısıyla bu köylere has bitkiler mevcut. Biz de FidoRento olarak, ülkecek Covid-19 ile mücadele ettiğimiz şu günlerde senin için Kaş’ta doğal olarak yetişen bağışıklık sistemini geliştirecek başlıca bitkileri bir araya getirdik.

Özellikle Antalya’nın ekolojik şartları ile sadece bu bölgede yetişmekte olan endemik bitkiler bulunmaktadır. Yani dünyanın başka hiçbir yerinde yaşam ve yetişme ihtimali olmayan bitkiler bunlar. Sevimli tatil beldemiz Kaş, bu anlamda çok özel bir bitkiye ev sahipliği yapıyor.

Likya Orkidesi – Kaş Orkidesi

Likya Orkidesi Kaş

Likya Orkidesi bir diğer adıyla Kaş Orkidesi, sadece bu bölgede yetişen sayısı çok az kalmış çok özel bir bitki. Sayısı oldukça az kaldığı için nesli yok olma tehlikesi yaşıyor. Son yıllarda Akdeniz Üniversitesi öncülüğünde Likya Orkidesini koruma projesi uygulanıyor. Kaş Orman İşletme Müdürlüğü, Kaş Milli Eğitim Müdürlüğü ve TÜBİTAK da bu projeye destek veriyor.

Dünyada başka hiçbir yerde bulunmayan Kaş Orkidesinden ne yazık ki sadece 250 adet kadar kalmış. Ahullu köyündeki bir mezarlıkta açmış bu orkideler ülkemizde bulunan 170 orkideden biri.

Başka Yerde Yok

Belki bilirsin. Özellikle kış aylarında içmeyi çok sevdiğimiz salep, orkideden yapılan bir içecek. Haliyle Likya orkidesi bir zamanlar bu amaçla sıkça toplanmış. Ayrıca hayvanların otlak bölgesi olduğu için geçmişte iyi korunamamış. Özel bir orkide çeşidi olan bu nadide çiçeğin sadece burada yetiştiği ve neslinin tükenmekte olduğu oldukça geç anlaşılmış tabi. Bu özel bitkinin tükenmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalınması sonucu çitlerle çevrilerek özel korumaya alınmış. Böylece hem artık hayvanlar burada gönlünce otlayamıyor, hem de insanların bilinçsizce ve keyfe keder bir şekilde orkideleri toplaması engelleniyor.

Şunu söyleyebiliriz ki, bu özel koruma alanı sayesinde zamanla bölgedeki halk da Likya orkidesi hakkında bilgilendikçe onları koruma bakımından daha bilinçli hareket etmeye başladı. Özellikle Ağullu İlköğretim Okulu’nda öğrencilerin eğitim programlarına eklenmiş bir müfredat uygulanmakta. Böylece doğayı koruma konusunda gençler şimdiden bilinçlendiriliyor. Şu anda Likya orkidesinin tohumları Türkiye Tohum Gen Bankasında bulunuyor. Uzmanlar tarafından, bitkinin ancak 10 yılı geçtikten sonra yetişkin hale gelebildiğini belirtiyor. Ayrıca Likya Orkidesi sadece rakımı 500 metrenin altında olan bir bölgede yetişebiliyor. Üstelik ilk yaprağını da 5 yıldan önce açamıyor.

Keçiboynuzu

Keçi boynusu bitkisi

Halk ağzında Harnup olarak da bilinen Keçiboynuzu, Kaş’ın merkezinden köylerine kadar pek çok bölgesinde yetişiyor. Akdeniz ikliminin bol yağmurlu ve bol güneşli tabiatı, keçiboynuzunun doğal olarak yetişmesine imkan veriyor.  Kurumuş olarak tüketilen keçiboynuzu hiçbir işleme gerek kalmadan dalında kurumaktadır. Bu anlamda Kaş köylüsü için oldukça kolay üretilen bitkiler arasında olduğunu söyleyebiliriz.

Tek önemli nokta, kuru keçiboynuzunun havasız bir şekilde saklanmaması gerektiği. Havadar ortamda saklandığı ve rutubet almadığı sürece uzun süre muhafaza edilebilmektedir.

Her Derde Deva

Keçiboynuzu henüz hayatına girmediyse bir yerden başlamanı öneriyoruz. Görüntüsü ilk başta garip gelebilir ama kesin bir şey var ki tamamen bir sağlık kaynağı. Hücreleri onarıp yenilediği gibi; zihin gücüne, sinir sistemine, beyin fonksiyonlarına, sindirime, kolesterole, alerjiye, kemik erimesine iyi gelmek gibi bin bir tane faydası var. Antioksidan açısından oldukça zengin olduğundan doğal antibiyotik vazifesi görüyor. Özellikle kış aylarında bağışıklığı güçlendirerek grip hastalığından koruduğunu söyleyebiliriz. İçerdiği potasyum ve kalsiyum sayesinde çocukların zeka ve kemik gelişimine birebir.

Eğer kuru keçiboynuzunun tadını sevmezsen dilersen toz halinde ya da pekmez olarak da tüketebilirsin. Tadını sevsen bile bu halleri ile de mutlaka hayatına katmalısın. Keçiboynuzunun şekerli bir tadı olması dolayısıyla keçiboynuzu tozu özellikle keklerde ve kurabiyelerde sıklıkla kullanılıyor. Böylece un ve şeker tüketiminden uzaklaşarak daha sağlıklı atıştırmalıklarla günü geçirmen mümkün oluyor. İster direk kuru keçiboynuzunu, ister keçiboynuzu ununu, ister keçiboynuzu pekmezini tercih et; herhangi birini Kaş bölgesinde rahatlıkla temin edebileceğinden emin olabilirsin.

Bu arada taraflı bir cümle gibi olacak ama Kaş bölgesinin keçiboynuzunun başka bölgelerin keçiboynuzuna nazaran daha dolgun ve lezzetli olduğu söyleyelim. Dilersen bir dene, yanılmadığımızı göreceksin. 🙂

Ekinezya

Ekinezya Bitkisi

Özellikle kış aylarında kesinlikle tüketmeni önereceğimiz Ekinezya yine Kaş bölgesinde bulunan önemli bitkilerden biri. Kızılderelilerden tut da dünyanın birçok bölgesinde ilgi gören bir bitki Ekinezya. Bağışıklık sistemine olan katkısı kesinlikle takdire şayan. O kadar şifalıki, ilaç yapımında da kullanılıyor. Ağrı kesici özelliği olmasının yanı sıra soğuk algınlığına birebir iyi geliyor. Öyle ki grip ya da nezle olduğunda ilk aklına gelen ekinezya kullanmak olmalı. Aslında sadece iyileşmen gerektiğinde değil, hasta olmadan önce de kullanırsan; ekinezya seni kışın yakalanılan bu hastalıklara karşı güçlü bir şekilde koruyacaktır. Sonuçta vücudunun çeşitli mikroplara ve virüslere karşı savaşmasını destekleyen bir özelliği var. Bunun yanı sıra kas ve eklem ağrılarına iyi gelmesi, migren ağrılarını, diş ağrılarını, halsizliği, ateşi gidermesi gibi pek çok farklı faydası bulunuyor.

Bilirsin ki hastalandığımızda kullandığımız antibiyotikler aynı zamanda vücudumuza faydası olan sağlıklı bakterileri de yok ediyor. Oysa ekinezya tamamen doğal bir antibiyotiktir. Düzenli tüketirsen kış boyunca antibiyotik kullanmana hiç gerek kalmayacaktır. Ekinezya bitkisini çay olarak tüketebileceğin gibi şurup ve pastil şeklinde de kullanabilirsin. Ayrıca ekinezyanın dekoratif olarak da güzel bir görünümü var. Evinin bir köşesine yerleştirerek sadece varlığıyla bile yaşadığın ortama canlılık kazandırabilirsin.

Çalba Otu

Çalba Otu Kaş

Çalba otu Kaş ve çevresinde bolca bulunan yaygın olarak çok fazla bilinmeyen bitkiler arasında. Oysa sağlıklı yaşamak adına doğal yolla tedavi için son derece etkili. Hele ki kronik öksürüğü olanların bir an önce tanışmasında fayda var. Boğazı yumuşatma özelliği olduğu gibi, balgam sökmeye de yardımcı oluyor. Adeta solunum yollarını temizlediğini söyleyebiliriz. Stresli bir yaşantın varsa; sakinleştirici özelliği sayesinde, çalba otu tükettiğinde gününü daha rahat geçirebilirsin.

Cilt yaraları, kas ve eklem ağrıları, mide üşütmesi, ateş, bademcik ağrısı gibi sıkıntıları da gideriyor. Kekova bölgesinde de sıklıkla bulunan Çalba otunu çay olarak tükettiğinde, saçlarının bile daha sağlıklı göründüğünü fark edeceksin. Bizden söylemesi. 🙂

Adaçayı

Ada çayı bitkisi

Kaş’ta bolca bulabileceğin Adaçayı, Akdeniz bölgesinin en popüler bitkilerinden biridir. Büyükşehirlerde genelde kurutulmuş bir şekilde tüketilen ada çayı, özellikle Kaş’taysan dalından taze bir şekilde kullanımına sunulabilir. Taze bitkisinden elde edilmiş çayını bu şekilde içmek oldukça keyifli olduğundan, Kaş’ta geçirdiğin günlerine adaçayını mutlaka dahil etmelisin.

Adaçayı; sinir sistemini güçlendiren, hafızayı geliştiren önemli özelliklerinin yanı sıra, iltihaplara faydası olan antioksidan özelliklere sahip bitkiler arasında. Erken yaşlanmayı önlediği bilindiği gibi, aynı zamanda kan şekeri ve kolestrolü düşürücü özelliği olduğundan kanser ve kalp rahatsızlıklarına da iyi geliyor. Hazır kış aylarında olduğumuz için belirtelim, eğer ki soğuk algınlığına yakalandıysan düzenli adaçayı içerek kısa sürede toparlanabilirsin.

Kekik

Kekik

Türkiye’nin hemen hemen her bölgesinde sofralarımızda yemeklerimize baharat olarak eşsiz bir tat veren kekik, Kaş dağlarında en sık rastlayacağın bitkilerden biri. Özellikle Likya yürüyüşü yaparsan eğer, kokusundan alacağın cazibenin etkisiyle onları toplamaktan kendini alıkoyamayacaksın. Yürüyüşünü sekteye uğratacak bu eğilim ile, çantandaki tüm boş yerleri değerlendirmek isteyebilirsin. O yüzden Likya yolunu yürüme niyetin varsa şayet, yanına mutlaka birkaç poşet almanı öneririz.

Kilo vermeye, kansızlığa, erken yaşlanmaya, toksinlerin vücuttan atılmasına, kabızlığa, şekere iyi geldiği kanıtlanmış olan kekik; ağız ve diş eti sağlığı açısından da çok faydalıdır. Dolayısıyla yemeklerde aroma arttırıcı olarak kullanmanın yanı sıra; kekik suyuyla ağzını düzenli olarak çalkayabilir ya da sıvı olarak suyunu içerek de tüketebilirsin.

Isırgan Otu

Isırgan Otu

Son yılların mucizevi bitkilerinden biri olarak bilinen Isırgan Otu, Kaş bölgesinde kolaylıkla yetişen bir bitki. Nisan, Mayıs, Ekim ve Kasım yağmurları ısırgan otunun burada doğal olarak oluşumuna imkan sağlıyor. İğneli yaprakları ile onu doğada tanımak mümkün. Ancak deriyle temasına dikkat etmek gerekiyor. Çünkü adı üstünde, sanki insanı ısırıyor. 🙂

Acı ve şişme gibi reaksiyonlarla karşılaşmaman için ısırgan otuna ellerken dikkat etmende fayda var. Fakat bu duruma tezat olan ısırgan otunun şöyle ilginç bir özelliği de var. Eğer vücudunun acıyan bir bölgesine ısırgan otu sürersen oradaki acıyı ısırgan otu alıyor. Bu yüzden tıp dünyasında romatizma gibi hastalıklarda tedavi olarak kullanılıyor. Aynı zamanda kas ağrısı, felç, iltihap, siyatik gibi hastalıklarda sıklıkla tercih edilen bir bitki.

Son Olarak

Her şeyde olduğu gibi bitkilerin de, ne kadar faydalı olursa olsunlar, aşırı tüketiminde zararları dokunacağını belirtmekte fayda var. Hiçbir zaman aşırıya kaçmamak gerektiğini hatırlatalım.

Bütün bu bitkileri Kaş’ın merkezinde ya da köylerinde gezerken bulabileceğin gibi, her Cuma kurulan Kaş Pazarı’ndan da rahatlıkla temin edebilirsin.