Kekova Bölgesi, Kaş’ta mutlaka görülmesi gereken ve ziyaretçilerin günü birlik turlar arasında en popüler noktalarından bir tanesi. Kaş limanından kalkan teknelerle yaklaşık 3 saatlik bir mavi yolculuktan sonra Üçağız ve Kaleköy’e yaklaşırken seni muhteşem bir tarih ve kalıntılar karşılıyor. Kaleköy ada olmamasına rağmen karadan ulaşımı yok ve bu sebepten ötürü kışın köyün nüfusu 30 haneye kadar düşüyor. Sadece deniz yoluyla ulaşım sağlanıyor. O yüzden burada yaşayan hemen herkesin teknesi var. Dünyanın en küçük amfi tiyatrosu da burada bulunuyor ve en büyük özelliği oturma sıralarının doğal kayaya oyularak yapılmış olması. Minik patika yolları takip ederek en tepedeki kaleye ve lahitlere ulaşabilirsin. Merak etme çıktığına değecek bir manzarayla karşılaşacaksın.

simena kalesi

Kaleköy’ün sahil şeridinde salaş balık restoranları ve begonvilleriyle şirin bir balıkçı köyünün içinde buluyorsun kendini. Öyle lüks oteller ve moteller yok, yerine minik ama temiz pansiyonlar var. Kaleköy birinci derece tarihi ve sit alanı olduğu için de yapılaşma yasak. Sevimli ve güler yüzlü köylü teyzeler el emeği göz nuru elbise, yazma, takı ve tamamen organik adaçayı, keçiboynuzu, pekmez gibi ürünler satıyorlar. Tam film seti gibi bir yer, huzurun ve tarihin içinizi ısıttığını hissedeceksin 🙂

Kaleköy’den ayrılıp Kekova adasına doğru geçtiğinde karşınıza ince uzun, üstünde yaşam olmayan doğal ve tarihi kalıntılardan oluşan bir

simena kalesi

doğa harikası çıkıyor. 2.yy’da meydana gelen bir depremle ada üzerindeki yerleşimin bir kısmı sular altında kalmış, bu yüzden batık şehir deniliyor ve sualtı arkeolojisi açısından büyük önem taşıyor. Uzun yıllar Likya Uygarlığının daha sonra da Roma İmparatorluğu’nun etkisinde kalan bu adada ayrıca Bizans döneminden kalma bir kilisenin apsidi bulunuyor. Kıyıya baktığında denizin dibine doğru inen merdivenler ve yarısı suya batmış evler görüyorsun. Aslında adanın her tarafı kalıntılarla dolu fakat kazı yapılmadığı için tarihi hepimiz için hala bir muamma.

Ada sit alanı olduğu için çevresinde yüzmek ve dalmak yasak. Fakat teknelerin altındaki pencerelerden bakabilirsin ya da deniz kanosu kullanabilirsin. Yine de böyle doğal bir güzelliğin korunuyor olduğunu bilmek yüzmemize gerek kalmadan içimize su serpiyor.