Patara Antik Kenti ve Plajı

Kaş’a geldiğin zaman Patara Antik Kenti’ni ve el değmemiş plajını görmeden geçmemelisin. Zira binlerce yıllık tarihe sahip bu bölgeye adım attığınız an nefes kesen manzaralara tanıklık edeceksin. Likya Uygarlığının en önemli ve en büyük limanı olan Patara’da aynı zamanda dünyanın bilinen en eski deniz feneri ve ilk parlamento binası bulunmaktadır. Bu parlamento binasının en önemli özelliği ise demokratik bir meclis binası olmasıdır. Parlamento binası  demokrasinin hakim yönetim anlayışı olduğu dönemde inşa edilmiş ve Patara 3 oy kullanma hakkına sahip olan 6 Likya kentinden bir tanesiymiş. Antik kenti dolaşırken koca bir uygarlığın başkentinde olduğunu düşünürsen büyülenmemen imkânsız. Zaten buradaki arkeolojik kazılar 1988 yılından beri devam ediyor.

patara-plajı

Patara sadece Likya döneminde değil, Bizans döneminde de önemli bir konuma sahipti. Bizim Kutuplarda yaşayan, kızaklarla çocuklara hediye dağıttığını sandığımız Noel Baba aslında Patara’da doğan piskopos Saint Nicolas’mış 🙂 Gördüğün gibi her yerinden tarih fışkıran, inanılmaz bir yer Patara.

Antik kenti geçip rüzgârın sesine doğru yöneldiğinde ise ikinci bir şok dalgası yaşıyorsun. Karşına ucu bucağı gözükmeyen 16 km’lik devasa bir plaj çıkıyor. Üstelik hiçbir işletme yok, tamamen doğal kalmış ve caretta-carettaların da yumurtlama bölgesi olduğundan dolayı Doğal Hayatı Koruma Vakfı tarafından koruma altında. Öyle ki, akşam plaja giriş tamamen yasaklanıyor ve ışık yakılmasına bile izin verilmiyor. Çünkü yumurtadan yeni çıkan caretta carettalar yönünü bulabilmek için denizde parlayan yakamoz ışığına doğru gidiyorlar.

Sahil genellikle bol rüzgârlı olduğundan dolayı su sporları yapmak isteyenler için de çok avantajlı bir konuma sahip. Özellikle sörf tutkunlarının uğrak yeri olan Patara plajında zaman zaman çeşitli

Patara antik kenti

yarışmalar ve organizasyonlarda düzenleniyor. Ayrıca deniz sığ olduğu için yüzme bilmeyenler de için oldukça uygun.

Zamanında Büyük İskender’in donanmasını neden burada dinlendirdiği çok aşikâr zira rüzgâr ve dalgalar adeta beraber huzurlu bir melodi mırıldanıyor. Hani şu Yeşilçam filmlerindeki çöl sahneleri var ya, işte orası aslında Patara plajı : ) Çöl efektinin çok etkili olduğu Patara plajına gittiğinde eminim sende ne tarafa doğru koşacağını bilemeyen çocuklar gibi olacaksın.

Burasının bir de öyle bir gün batımı var ki, güneşin ufuk çizgisinde kırmızı bir top gibi saatlerce kalmasını, bu kadar çabuk batmasını istemeyeceksin. Sen en iyisi yanına bir şişe şarap ve sevdiğin insanı da alıp bir gör derim. O zaman kelimelerin yetmediği bu güzelliği iliklerine kadar yaşayabilirsin.