Patara! Antalya’nın 30’a yakın antik kentinin içinde çok özel bir yeri olan bu büyülü kasaba, Kaş’ın en önemli değerlerinden biridir. İşte bu değerin farkındalığıyla; bu sene Patara Antik Kenti, turizmde 2020 yılının teması olarak seçildi. Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan bizzat kendi duyurdu 2020 yılını Patara Yılı ilan ettiklerini. Biz de FidoRento olarak; Patara’yı anlatan başka yazılarımız ( Bir Yeşilçam Klasiği : Patara ) olmasına rağmen, Patara Yılı için özel bir yazı hazırlayalım istedik.

patara yılı

Malum korona virüsünün etkileri tüm dünya genelinde yaşanırken, turizm bundan en büyük zarar gören sektörlerden biri oldu. Aksi durumda eminiz ki bambaşka bir sene olacaktı hem Kaş, hem de Patara için.

Sonuçta korona virüsünden önce, Patara Antik kenti; başta TBMM olmak üzere, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO), Antalya Ticaret Borsası (ATB), Kaş Belediyesi gibi pek çok kurum ve sivil toplum kuruluşunun toplantılarına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyordu. Bizim, en kısa zamanda her şeyin yoluna gireceğine ve meclis toplantılarının yine burada Patara’da gerçekleştirilebileceğine olan inancımız devam ediyor.

Yalnız şimdilik bir süre daha buraları gelip göremeyeceksin belki. Bu yine de sana bir antik kent yolculuğu yaptırabilmemiz için engel değil. En azından biz o anlamda kendimize engel tanımıyoruz.

O zaman hadi, güzel bir Patara gezisine çıkalım seninle birlikte… 🙂

Antik Patara Kenti

Kalkan beldesine çok yakın olan Patara kenti, Likya Birliği’nin başkenti olmuştur. Ovagelmiş köyünde bulunup, Likya’nın en eski şehirlerinden biridir. Milattan önce 13. yüzyıla ait metinlerde şehrin adı Patar olarak geçiyormuş. Zaman içinde bu bölgede çok eski kalıntılar bulunuyor. O anlamda Orta Tunç Çağı özellikleri içeren, Demir Çağı’na ait bulgulara baktığımızda buraların tarih boyunca insanlık için önemli topraklar olduğunu anlıyoruz. Tepecik Yerleşkesi’ndeki mimari kalıntılar göstermektedir ki, milattan önce 6. yüzyıldan milattan sonra 5. yüzyıla kadar geçen süre içerisinde süreklilik gösteren bir yaşam söz konusu olmuş.

antik patara kenti

Patara Kapısı

Madem beraber geziyormuş gibi başladık yazımıza. Öyleyse ilk önce Likya’ya başkentlik yapmış Patara Antik Kenti’nin girişinde yer alan Patara Kapısı’ndan geçirelim seni. 🙂

Yıllarca kartpostallara kapak olmuş meşhur antik Patara Kapısı’na geldiğinde; milattan sonra 100’lü yıllara denk gelen Roma döneminde yapılmış bir anıta bakıyor olacaksın. Adı Zafer Takı olarak da bilinen, uzunluğu 19 ve yüksekliği 10 metre olan anıtın üzerinde bir yazıt bulunuyor. Bu yazıt ile Roma İmparatoru Traian döneminin valisi Mettius Modestus ve ailesi onurlandırılmış.

patara kapısı

Patara Kapısı yani Zafer Takı, Anadolu topraklarında hala ayakta kalarak varlığını sürdürebilen özel bir eser. Yapılan restorasyon çalışmalarıyla bu sürdürülebilirlik destekleniyor. Patara Kapısı’nı sadece şehre giriş kapısı gibi düşünmemek lazım. Bu anıt aynı zamanda döneminin su sistemini de yansıtan önemli bir tak. Öyle ki, takın batısında yer alan havuzda toplanan sular biriktirilerek şehre dağıtımı buradan yapılıyor. Yine tarihi önemi ve değeri olan şehrin hamamı, bu dağıtımın başını çeken parçası. Patara hamam bölgesi kazılarında Viking dönemine ait bir kılıç bulunmuş. Bu kılıcın 8. ya da 9. yüzyıldan kalma olduğunu tahmin ediliyor.

Yeri gelmişken belirtelim, şehrin su ihtiyacı 20 kilometre uzaklıkta olan Kızıltepe yamacındaki kayalıktan sağlanmış. Kaynakla şehir arasında bulunan, Delik Kemer olarak bilinen su yollarında bugün Likya Yürüyüşleri gerçekleştiriliyor. Gün gelip de bu yürüyüşe katılma fırsatın olursa yapabileceğin en keyifli rotalardan biri olduğunu söyleyebiliriz.

Patara’nın Tarihi Parlemento Binası

patara parlemento binası

Patara Kapısının batı tarafında kalan tepede Likya tipi lahitler göreceksin. Gladyatör ve vahşi hayvan dövüşlerine de sahne olmuş Patara antik tiyatrosu ise kentin en güney ucunda Kurşunlu Tepe’ye yaslanıyor. Antik şehri seyre dalabileceğin bir kısmı kumlar altında kalmış 10 bin kişilik tiyatronun kuzeyinde ise tarihi toplantılara şahitlik yapmış Parlamento Binası yer alıyor. Efsanevi atmosferi olan dünyanın ilk meclis binasının mimarisi dikdörtgen ve yarım daireden oluşuyor.

patara parlemanto binası

Likya döneminde toplantı yeri olarak kullanılan yapının Helenistik dönemde inşa edildiği biliniyor. Dünyaca ünlü büyük düşünür Montesquieu, Likya uygarlığını bilinen en iyi cumhuriyet örneği olarak tanımlamış. Bu anlamda içinden geçtiğin antik taşların üzerinde tarihin bilinen en iyi yönetim şekli uygulanmıştır. Tam da bu sebeple, Cumhuriyetimizin tohumlarının atıldığı günlerin 100. yılını kutladığımız 2020 senesinin Patara Yılı seçilmesi çok anlamlıdır. Dünyanın en eski meclisinin bulunduğu topraklar Cumhurtiyetimizin 100. yıl kutlamaları için en doğru adrestir.

Patara Deniz Feneri

Patara koyunun güneş batısında yer alan Patara Deniz Feneri, taşları muhafaza edilmiş dünyanın bilinen en eski deniz feneridir. Patara Deniz Feneri’nin üzerinde biri altın kaplı bronz harflerle oluşturulmuş, biri de heykel altlığının üzerinde olmak üzere iki yazıt bulunuyor. Roma İmparatoru Nero tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor.

26 metrelik deniz fenerinin restorasyonu halen devam ediyor. Bu restorasyon çalışmaları sayesinde 2000 yıllık kabartma biçimindeki yunus balığı betimlemesi ortaya çıkarıldı.

Günümüze kadar kalmış tek deniz fenerinin Patara’da olması elbette ki bu bölgeyi özel yapan unsurların başında geliyor. Ama Patara sadece Parlemento Binası ve Deniz Feneri ile ünlenmiş değil.

Noel Baba’nın Doğum Yeri Patara

Patara Plajı

Patara aynı zamanda hepimizin Noel Baba olarak tanıdığı Aziz Nikolaos’un doğup yaşadığı yer olarak biliniyor. Bu bilginin Hristiyanlar tarafından bu bölgeyi ilgi çekici yapan bir başka unsur olduğunu söyleyebiliriz. Erken Hristiyanlık döneminde Patara piskoposluk merkeziymiş. Aynı zamanda coğrafi yapısı ve konumu sebebiyle Anadolu’dan Roma’ya taşınan tahılların, depolandığı ve saklandığı bir liman olan Patara kenti; Bizans Dönemi’nde de Hristiyanlar adına önemini devam ettirmiştir. Noel Baba’nın mezarı ise hayatının büyük bir çoğunluğunu geçirdiği Demre’de bulunuyor. Patara’dan sonra Demre’de bulunan Noel Baba Kilisesi de mutlaka görmen gereken yerlerden biri.

Devasa Patara Kumsalı

Patara antik kentinin devamında bulunan Patara kumsalının, dünyanın en uzun plajları arasında bulunduğunu baştan belirtelim. Tam olarak 12 kilometre uzunluğunda olan kumsal, Akdeniz kaplumbağalarının yumurtalarını bırakıp yavruladıkları sayılı bölgelerden biri aynı zamanda. Sadece ören yerinden geçerek bu kumsala ulaşılabildiği için, giriş ve çıkış saatleri dışında kumsalda bulunmak yasak. Böylece caretta-carettaların doğal yaşam alanları da mümkün mertebe korunmuş oluyor.

Patara Plajı

Patara kumsalındaki kumun ince oluşu sebebiyle özel bir yapısı var. Yıllarca Yeşilçam sinemasında çöl sahneleri çekmek için değerlendirilmiş. Bu anlamda oldukça başarılı sonuçlar elde edilmiş olduğunu söyleyebiliriz.

Patara Kum tepeleri kış dönemlerinde de mutlaka görülmesi gereken bir yer. Açıkçası burada tanık olacağın efsane gün batımları manzaraları, ruhunu bambaşka diyarlara götürebilir.

Meteor Yağmurları

Meteor Yağmuru

Patara’nın önemli bir özelliği daha var. Doğal yapısı sayesinde, her yıl gerçekleşen meteor yağmurlarını izlemek için tercih edilebilecek sayılı yerlerden biri Patara. Ağustos ayına denk gelen meteor yağmurlarında beldede her yıl özel etkinlikler düzenleniyor. Geçmiş yıllarda Patara anfi tiyatrosunda, arya müziği eşliğinde unutulmaz anlar yaşandı. Böyle bir anı yaşarken, gökyüzünde ne kadar çok yıldız olduğuna hayret edebilirsin.

Son olarak; bu sene de meteor yağmurlarını etkinliklerle doya doya yaşamanın mümkün olmasını dileyerek, Patara gezimizi sonlandırıyoruz. Sanıyoruz ki bu fırsatı yakalayabildiğimizde, insanlık olarak her zamankinden daha çok doğanın bize sunduklarının kıymetini bileceğiz.

2020 Patara Yılı’nda seni Kaş’ta ağırlayabilmek dileğiyle…

Sevgiler. 🙂